İstiklâl Marşı

Origem: Wikipédia, a enciclopédia livre.
Ir para: navegação, pesquisa
İstiklâl Marşı
"Marcha da Independência"
Hino de  Turquia
Letra Anônimo, ano indisponivel
Composição Mehmet Akif Ersoy, ano indisponivel
Adotado 1921

İstiklâl Marşı é o hino nacional da Turquia, composto por Mehmet Akif Ersoy, com música de Osman Zeki Üngör. É adotado desde 1921.

Istiklâl Marsi (A Marcha da Independência) é o hino nacional da Turquia, adotado oficialmente em 12 de março de 1921. Un total de 724 poemas foram submetidos a uma competição em escala nacional organizada para a escolha da composição original mais conveniente para esta marcha nacional.

Um poema de 10 estrofes escrito pelo renomado poeta Mehmet Akif Ersoy foi adotado unanimemente pela Assembléia Nacional Magnífica Turca. Vinte e quatro compositores participaram em outra competição organizada para a seleção de uma composição musical que satisfaria, o melhor possível, o hino nacional escolhido. O conselho, que podia somente reunir-se em 1924 devido à guerra turca de independência, adotou a música composta por Ali Rıfat Çağatay. As palavras do hino nacional foram cantadas com esta música até 1930. Depois disso, a música do hino nacional foi substituída por um arranjo escrito por Osman Zeki Üngör, diretor da orquesta sinfônica presidencial, e a letra foi cantada com este acompanhamento musical desde então. Cabe destacar, no entanto, que somente se cantam as primeiras duas estrofes.

Letra[editar | editar código-fonte]

Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır parlayacak;
O benimdir, o benim milletimindir ancak.
Çatma, kurban olayım çehreni ey nazlı hilal!
Kahraman ırkıma bir gül! ne bu şiddet bu celal?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal,
Hakkıdır, Hak'ka tapan, milletimin istiklal!
Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım;
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner aşarım;
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.
Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar,
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar.
"Medeniyet!" dediğin tek dişi kalmış canavar?
Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma sakın!
Siper et gövdeni, dursun bu hayasızca akın.
Doğacaktır sana vaadettiği günler Hak'kın;
Kimbilir, belki yarın, belki yarından da yakın.
Bastığın yerleri "toprak" diyerek geçme, tanı!
Düşün, altında binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır atanı;
Verme, dünyaları alsan da bu cennet vatanı.
Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
Şüheda fışkıracak toprağı sıksan, şüheda!
Canı, cananı, bütün varımı alsın da Hüda,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.
Ruhumun senden, ilahi, şudur ancak emeli;
Değmesin mabedimin göğsüne na-mahrem eli!
Bu ezanlar ki şahadetleri dinin temeli,
Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli
O zaman vecd ile bin secde eder varsa taşım;
Her cerihamdan, ilahi, boşanıp kanlı yaşım,
Fışkırır ruh-i mücerret gibi yerden naşım;
O zaman yükselerek arşa değer belki başım!
Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilal;
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helal!
Ebediyyen sana yok, ırkıma yok izmihlal.
Hakkıdır, hür yaşamış bayrağımın hürriyet;
Hakkıdır, Hak'ka tapan milletimin istiklal!